Satranç Dersleri

Posted: 14/03/2009 in Satranç
Etiketler:,

 Bu bölüme İlhami Çiçek’in “Satranç Dersleri” şiiri ile başlamak istedim. 

intiharedenyazarlar14bgl44

93 Harbi sırasında Kafkasya’dan Erzurum’a göç eden bir ailenin çocuğu olarak, 1954 yılında  dünyaya gözlerini açar. Henüz 6 yaşında iken evlerinin damından düşerek beyin travması geçirir. Geri kalan hayatında beynini insafsızca yoklar bu sarsıntı.

Oltu Lisesi’nde okurken, “Otel Odası” şiiri ile katıldığı Adımlar Dergisi Şiir Yarışmasında birinci olur. Serbest veznin yanısıra, Halk Edebiyatı ve Divan Şiirine de düşkün olan Çiçek, Aşık Sümmani ile de şiirleşir.

Kırıkkale ve Pendik Liselerinde öğretmenlik yapar, Edebiyat Dergisi’nde şiirleri yayımlanır; Arif Ay, Cahit Yeşilyurt, Necip Evlice, Turan Koç, Ali Karaçalı, Âtıf Bedir gibi isimlerden oluşan seçkin bir arkadaş grubu içinde yer alır. “Satranç Dersleri” sekizlemesi ile önemli bir başarı kaydeder.

 Askerliğini yaptığı Tokat’ta rahatsızlığı ayyuka çıkar. Tedavi görmesi için Mevki Hastanesine sevk edilir. İyileştiği sanılarak tekrar askere alınır. Gerçekte tam olarak iyileşmemiş olan İlhami Çiçek, daha yirmi dokuz yaşında iken 14 Haziran 1983 yılında dünyaya gözlerini kapatır.  Aynı ay tek kitabı Satranç Dersleri yayımlanır.

                          ilhami-cicek-erzurum7ilhami_cicek-pendik5

Satranç Dersleri sekizlemesinden: 

 

Satranç Dersleri / İlhami Çiçek

1
uzun bir nehirdir satranç
kıvrak ve uzatarak boynunu
nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu
oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir
her karenin bir karşı veba girişimi olduğunu

göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği
bir oyundur satranç

evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
artık dönüş yoktur
kuşku bağışlanmasa da
tedirginlik doğal sayılabilir
ancak
yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
kaçış kaçış kaçıştır

çapraz özgürlüklerinde filler
acılardan yapılmış bir alanda
ne zaman ki esrirler
yazsak defterlere sığar mıydı
şah açmazında vezirin ölümcül tutkusunu
yerine göre piyon da bir tufandır
içinde hep bir vezir sürekli mahzun
düz gider çapraz vurulur ve uzun uzun
günbatımlarını çağrıştırır
hüznü uçlarından dolanıp
yalın sıçrayışlarıyla piyonlar arasından
ürkek ama cesur ama sevimli
açsa duyargalarını o tarihsel şiire
iyi bir oyuncu en çok atları sever
 

sen ey atını kaybeden oyuncu
bir ilkyazdan koca bir güz yontan adam
bırak oyunu

artık
öyle bir ıssızlık düşle ki içinde
yeryüzünü  

kişnesin
bizim atlar

2
nicoldu onca oyuncu
oyarak
ette oyuk seyirmesinden
oyun kurarlardı

kaçıp
da süleymandan
kaf dağında otururdu
anka nicoldu

o mağrur gemiler ki açıklarda
güneşin şanla her akşam ufala ufala battığı
suların kabarıp taşarak savrulduğu oradan
kesik bir insan başı gibi taşra düşüp
helak oldular

ün geldi ey iskender
çok acaip gördün ömrün tükendi
geri dön
ürktü
ki endişe
dünyadandır ve hayal hiçtir
sözü onun
…avda
yine geri dön bu son
yoksa öleceksin gurbette
dedi ses ve işitip ağladı
o koca iskender ki
tuhaf matlar yapardı
mat oldu olağan biçimde

artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı
kesin mat yok
iyi oyun vardır sadece
ve satranç aslında dalgınların oyunudur
dalgının ölüm karşısındaki sükuneti
düşmana
ölümün dehşetinden korkuludur

eğilip o oyuncu
uzatsa boynunu buyruğa

taşlar sürüldüğünde
kaleyi buyruksuz düşündü mü kişi
demek ki bütündür sallantıda
demek ki gök de anlaşılmaz bir biçimde ölü
cinayetlerde yeryüzüne paramparça dağılmıştır
aşk ve umut dağılmıştır
koygun bir gece gibi günü kaplayan
sevgilinin gözlerindeki zeytin siyahını
o oylum oylum kabarık şiiri
kaplayan
bir şeyse buyruksuzluk
taşlar sürüldüğünde
alıp kişiyi kayalar çarpar buyruksuzluk

çağı binip
cübbesinden gözükara süvariler çıkaran
o beyaz taş oyuncusunu nerde bulmalı
tutup üzengisinden öpüp koklamalı

4
hüzün
yalındır-dağdan
aparılmış kar topakları gibi

yel ki ince
ipince bir teldir kopmuştur

insan
azar azar kopmuştur

yalnız hüznü vardır kalbi olanın
hüzün öylece orta yerdedir
tuhaf bir yarma yaşanıyordur
çepçevre şeytan kilitleri

sınav

5
bir oyuna rasgeldim
her taşı yakup hüznü

anlat
bu boşalmış at
hüzündür

yanında
kalfa
çırak
ben bir oyuncu tanıdım
daha
ataktı

gördüm ki çatlıyordu
kara kuzgun

kabusa beyaz bir su
oyuluyordu

‘ve sabır
olmasaydı
yeryüzünde
birgün
kalınabilir miydi?’

6
bu hüznün
mesnevisi yazılmadı
gürbüz tarhlar öldü
o ceylanda
bir kaç minyatür
mütekeddir
-de bana bu esrime
bu koygun minyatür yalnızlığından
başka nedir-oysa
kocamandır aşk
usanç
hep eksiler alanında
olup biten bir şeydir
parçala bu trajik geçidi
o taşı sür ey insan
taşı taş-çünkü saat
sınanan bir süreçtir ve atlar
yanıldıklarında
kaygan
o karangu duvarına çarpıp kuşkunun
düşer ölü atlar

çünkü satrançta
çünkü orada ve burada
her zaman
öğretidir zaman
aşkın da
katları vardır-kadim
kabarık bir öyküdür alınyazısı

ey aşk
elbet başındasındır bela kitabının
ne çok dilin var
gece ki anlamadı
şu anda
o
ibrahim ve ishak
yargıç yok taşı kim atacak

leyla bilmez mi gerekli olduğunu
diye döğünüp duran
gece ki ey gece
o külli aynalar
seni ararlar
ıssız bir hat fotoğrafın
dan sana çıktım

oynananilhami_cicek2
göstermelik bir son oyunuydu
aldandın
ağır taşlar verdik
…ve ay seni bulduğunda
yani ki kanıtladığında kendini
ben
müthiş bir başlık atacağım
şiirime
sevgili gecem diye

Yorumlar
  1. özgür diyor ki:

    Güzel bir şiirdir, derinliği vardır.

    elinize sağlık, güzel bir toparlama olmuş.

  2. emineokumus diyor ki:

    Teşekkür ederim.

  3. İbrahim Özdemir diyor ki:

    Muhteşem bir şiir. Sağolun.

  4. emineokumus diyor ki:

    Teşekkür ederim. İlhami Çiçek’in şiirleri güzeldir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s