Renkli Rüyalar

Posted: 01/04/2009 in Denemeler
Etiketler:,

 “Herşey olduğu gibi kalsın. Dokunulmamış bir hayatla baş başa bırak başını.” diyorum şeytanlarımı ürküttüğüm günlerde. Avunuyorum. Uçurum gölgeli dünyalar doluyor yüreğime. Rüyalarım kayboluyor her sabah, aramıyorum. Çok dar, inadına bol sokaklı bir şehir gibiyim, çıkmaz gediklerle dolu. Derinlerinde eriyorum… Beynimin kapıları dövülüyor tek tek, boğuk gürültüsünü sahiplenmiyorum. Küçükken, düşülen damlardan sayılan yıldızları sahiplenirdim bir bir. Yıllar geçti, bu kadar yıldızla ne yapacaktım, unuttum.

Artık resim çizmiyorum. Her rengi seviyorum. Elimi yana açıp, havayı sıkıyorum avucumda. Yok tadında bir his kalıyor geriye. Caddelerde dolaşıyorum hesapsızca. Gözüme takılan yüzlerde “yakın” uzaklaşmış. Kararsız korkuların acısı kısılan gözlere sinmiş, baktığını yaralıyor. Kaçamak cevaplar çoğalıyor ağızlarda. Sesler birbirini itekliyor ha bire. Rüzgâr estikçe esiyor. Kuytularda üşüyen ürkek bakışlar salıveriyor kendini insan seline:

_Bir mendil alsanız…?

_…

_İki… üç… dördü bir olsun.

_…

_Almadın ya sevdiğin ölsün!…

“Yenilgi karşısındaki genel tavrımız; ya çocukluğumuza dayanıyor ya da çocuklarımıza yansıyor olmalı.” diye içerliyorum kendi kendime. Boş ceplerimin sessizliğini yutuyor uzaklaşan ayak sesleri. Ağzından yel alsa da sözlerini küçüğün, sıcak soluğu beynimi yakıyor. Yine de küsmeyi beceremiyorum.

Tanımadık insanlarla bildik sohbetlere dalıyorum otobüs köşelerinde. Acılarım kıvranırken midemde, gözlerim yarıp geçiyor sözleri, sohbetin orta yerinde. Unutkanlığımın bahanesi değil mezar taşları. Kendi hesabıma yaşıyorum başkalarının hayatını. Sorgulayamadığım hayatımı eritiyor her soluğum… Suya düşen gölgeleri ıslatıyorum kalemimle ama Arap kızı pencereden çekildi. Yağmur yağıyor, ıslatmıyor çocukluğumu.

Meydanlara koşuyorum telaşla; kimin kelimeleriyle konuşuyor, hangi dilde susuyorum?… Bakışlar birikiyor avuçlara, ağızlar susuyor aynı hizada. Yaması patlayan sözlere iplik kâr etmiyor.

_”Artık değişmeyen kelimelerle konuşmayın benimle!”

Kör lambalar, sağır kapılar, dilsiz radyolarla içiçe yaşıyorum. Bir yanım hep yarım. Kediler ağlaşıyor dışarda. Gece ilerledi. Şehrin ışıkları yıldızları gölgeliyor.

Yüreğim ağırlaşıyor. Taşıyamıyorum…

Gün geliyor: “Yitilen yollardan sapıp, boş verilen her şeyi sahiplenmeli.” diyorum. Adımlarım hızlandıkça mesafeler uzuyor… Ansızın kendimi yakalıyorum, bir başıma. Usulca ceplerimi boşaltıyorum hayata. Ödünç aldığım sözler birikmiş astarına. “Var” olanları farkediyorum sonra. Zorlama çizgiler siliniyor. Gün yüzüne çıkıyor derin çentikler.

Emine OKUMUŞ

Aralık 1998 / Bursa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s