Neyzen Tevfik İçin

Posted: 15/03/2010 in Alıntı
Etiketler:, ,
Neyinden yıldız yıldız nağmeler, kaleminden şimşek şimşek mısralar dökülen bu çoşkun sanat adamı neden edebiyatı fetheden bir şöhret olmadı? Kaderi ipek bir kumaş gibi işleyen büyük aksiyon adamları yanında ruhu ipek bir kumaş gibi örseleniveren fâniler var. Gönülleri meçhûlün ve erişilmezin özlemiyle tutuşan bu ezelî mağluplar için dünyamız tahammül edilemez bir gurbettir. İbrahim Peygamber gibi, kucağna fırlatıldıkları ateş denizini –hem kendileri hem de gelecek nesiller için- bir gül bahçesine çevirebilenler pek nâdir.. Kâmusun ölü ve renksiz kelimelerinden pırıl pırıl ve dipdiri bir kâinat yaratabilmek yavuz bir irâde, yalçın bir sabır ve geniş bir kültür işi…
 
 Hicvin bir giyotin bıçağı kadar keskinleştiği çağlar var: Juvenal’in kalemi Sezar’ların sırtında şaklayan bir kamçıdır. Dante’nin “Cehennem”i kutsal kitaplarınkinden çok daha korkunç.. Tarih mahkemesinin verdiği idam hükümlerini çok defa hiciv infâz eder, bazen de tarih susar, hiciv konuşur. Zâlimlere ecel teri döktüren o intikamcı ilâhe, dem olur içli bir anne kadar munisleşiverir ve bir Don Kişot yaratır. Doğu’da hicvin, salaş tiyatrolarındaki kaleler gibi köksüz oluşu bir dâvâ temeline dayanmayışındandır. Şâirin kanı ile imzalamaya yanaşmayacağı hicivler, asırların mahkemesinde birer yalancı şâhit kadar îtibarsızdır. Namık Kemal’in hayatından Magosa’yı çıkarın, “Hürriyet Kasidesi” sönükleşiverir. “Hân-ı Yağma”yı ancak hân-ı yağmada ziftlenmeyen biri yazabilirdi.
 
Neyzen’in hayatı, akliye koğuşlarıyla meyhâne masaları; cinnetle dehâ arasında mekik dokumakla geçti. Gelenekler onun serazât ruhunu çelik bir korse gibi sıkıyordu. Hayâlinin geniş kanatları, sokaktaki insanlar gibi yürümesine; günahlarıyla zaafları büyük ve bâkir ruhların kanat çıptığı göklere yükselmesine engel oluyordu. Şarklıydı: Derisine saman doldurulan Mansur’ların hâtırası elbette rüyâlarını zehirleyecekti. Don Kişot’un azâmet ve asâleti; şerri kılıç kuvvetiyle yenebileceğine inanmasından gelir. Bu nikbinlik yoktu Neyzen’de.. Onda ne Fikret’in feragatkâr ruhu, ne Âkif’in karakter salâbeti, ne de Namık Kemal’in zorlu irâdesi vardı. Mısralarını şimşeğe benzettik; yıldırımı olmayan bir şimşek.. Yâni havaî şimşeklerin fâni pırıltısı. Lombroso, bu hasta zekâları bir hekim soğukkanlılığı ile otopsi masasına yatırır. Neyzen’deki tezatların psikolojik köklerini merak edenler “L’Homme de Génie”yi okusunlar. Biz, çoşkun zekâsını alkol kadehlerinde boğan bu hasta şairin hâtırasını dâima şefkat ve sevgiyle anmakta devam edeceğiz.
 
Kadıköy – 20.12.1957
 
Cemil MERİÇ
 
Hilmi YÜCEBAŞ, Neyzen Tevfik  Hayatı  Hâtıraları Şiirleri s. 11 – 12 , Yeni ilavelerle dördüncü basılış, Akın Dağıtım Limited Şirketi, Ankara Caddesi, No: 60 – 62, İstanbul. Kapak Kompozisyonu: Mahmut Cûda.
 

  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s